SİYASET
Giriş Tarihi : 02-11-2021 21:57   Güncelleme : 02-11-2021 22:13

Deveci, “Yasal hakkımızı sonuna kadar kullanacağız”

Atakum Belediye Başkanı Av. Cemil Deveci, basın mensuplarıyla bir araya gelerek gündemdeki konulara dair açıklamalarda bulundu. Seyir Tesisi’nin icra yoluyla satılması hakkında konuşan Başkan Deveci, “Yasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Bundan hiç kimsenin tereddüttü olmasın” dedi.

 Deveci, “Yasal hakkımızı sonuna kadar kullanacağız”

Atakum Belediye Başkanı Av. Cemil Deveci, Vedat Türkali Eğitim Kültür ve Sanat Merkezi’nde basın mensuplarıyla bir araya gelerek gündemdeki konulara dair önemli açıklamalarda bulundu. Basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Başkan Deveci, merak edilen konulara açıklık getirdi.  

“YEREL YÖNETİMLER İÇİN ZOR SÜREÇ”

Sürecin yerel yönetimler ve Türkiye için zor geçtiğini ifade eden Atakum Belediye Başkanı Av. Cemil Deveci, “Atakum Belediyesi yaklaşık iki buçuk yılı aşkın süredir, diğer belediyelerde de olduğu gibi sizin de bildiğiniz koşullarda hizmet etmeye çalışıyor. Değerli arkadaşlar önce bir şeyin altını çizmem gerekiyor. Ben kamuda da çalıştım. Orta ölçekli yöneticilik de yaptım. Kamu çalışanlarının dernek ve sendika yöneticiliğini de yaptım. Bu, siyasete başlamadan kamu görevlisi iken 12 Eylül’den önce yaptığım görevlerle ilgili. Yani devletimi avukat olarak da bilirim kamu görevlisi olarak da bilirim. Siyasetçi olarak da buna dikkat ettim. Bir de üstelik biz  yerel siyasetçiyiz. Yerelde komşuyuz. Ben iki buçuk yıldır komşuluk hukuku, kent kültürü, dayanışma kültürü hep bunlardan bahsediyorum. Kent ve demokrasiden bahsediyorum. Bunun olabilmesi için birbirimizin gözüne bakmamız ve konuşmamız gerekiyor. Birbirimizin eksiğini işte buldum diye yüzümüze çarpmamamız gerekiyor. Yerel yöneticilik budur. Siyaset de budur, bürokrasi de budur. En azından benim anlayışım buydu ve ben böyle olageldim ve böyle de devam ediyorum. Ben siyasette de deneyimli olduğumu sıkça söyleyen biriyim ama bu belediye başkanı olduğum süreden bu tarafa o deneyimimin çok fazla bir işe yaramadığını kimin nerede ne yapacağı konusunda ezberimin bozulduğunu sizinle ve Türkiye kamuoyuyla paylaşmak isterim. Bu bir eksik. Toplum dayanışmanın temel yaralarından bir tanesi geleneklerimizden, göreneklerimizden, adetlerimizden kültürümüzden kopuşumuzun ifadelerinden bir tanesi budur. Bunun altını sözlerime başlamadan önce çizmek isterim. Bilinen bir nedenle toplantıyı biraz erkene aldık. Bu Seyir Terası’nın satışı çok yanlış bilgilendirmelere neden oldu. İlgili ilgisiz herkes yalan yanlış bilgiyle sürece katıldı. Onu düzeltmem gerekiyor; ama ondan önce belediyenin içinde bulunduğu koşullarla ilgili birkaç cümle kurmam gerekiyor” dedi.

GIDA BANKASI’NA DESTEĞE ÇAĞRI

“Diğer belediyelerde olduğu gibi bizim belediyemizin de de ciddi oranda borcu var bunu biliyorsunuz” diyen Başkan Deveci, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Belediye kamu kuruluşu. Bugün olduğu gibi dün de denetleniyordu ya da ben öyle kabul etmek istiyorum. Devletin, Sayıştayın, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin denetimindeydi. Onun ötesinde meclisi vardı; meclisin denetimindeydi ve en önemlisi de seçmenin Atakum kamuoyunun denetimindeydi. Öyle de olması gerekiyordu. Bu nedenle ben seçim döneminde bana özgü şöyle bir cümle kuruyordum: ‘Benim elim sizin omuzunuzda olacak;  ama sizin iki elinizde  benim iki yakamda olacak. Eğer böyle olursa yönetişimi birlikte biz dayanışma içinde yönetim anlayışımızı uygulayabiliriz’ diyorduk. Öyle olmasına da gayret gösteriyorum. Kamu borçları, belediyenin bir bütçesi var. Hem birikmiş borçlar var hem Türkiye ekonomisinin oluşturduğu gelirlerin tahsil edilememesi ile ilgili bir süreç de başlamış. Atakum Belediyesi’nin bütçesi daha çok kentin hızlı büyümesine yönelik inşaat altyapısına dayalı oluşturulmuş. Orada da Türkiye ekonomisine dayalı bir yavaşlama olunca bütçede de beklenen artış olmadı. Peşinden pandemi gerçekleşince, pandemi her ülkeyi hem vatandaşlarımızı, hem bizi beklediklerimizin altına çekti. Planlarımız , hedeflerimizin bozulmasına ya da şaşmasına neden oldu. Ne oldu da, neden oldu?  Mesela pandemi nedeniyle önceliklerimiz değişti.   Pandemi nedeniyle devlet PTT aracılığıyla maske dağıtırken, biz maske üretmeye pazarlarda maske dağıtmak zorunda kaldık. Bunları parayla yaptık. İlk günlerde pahalıydı. Kendi olanaklarımızla yaptık. Haber yaptınız çokça, altını çizdiniz. Türkiye’nin başka kaynaklarında da haber oldu.  O süreçte Türkiye’de ilk kez bizim arkadaşlarımız şeffaf maske üretti. Bizim kültür merkezlerinde şeffaf maske üretildi. Maskelerimizi yaptık. Sağır ve dilsiz hemşehrilerimiz taktılar, konuşamıyorlar. Niye? Onların anlaşmasında, onların diyaloglarında dudak hareketlerinin görünmesi gerekiyor.  İlk o zaman çıktık Samsun’a çağrı yaptık; pandemi nedeniyle insanlar işlerinden oluyorlar, zor koşullar yaşanıyor. Okullar, işyerleri kapanıyor, pandemiye dayanıklı olmayan dezavantajlı gruplar çalışmak zorunda kalıyor.  İletişim ve ulaşım araçları her yerlerde çağrı yaptık. Türkiye’de örnek olacak bir şekilde çağrımıza olumlu bir şekilde cevap verildi. Bizim belediye kaynaklarımız zorlanmadan ciddi bir şekilde hemşehrilerimize katkı sağlandı. O süreçte yardım toplama  kararı ile ilgili devletin üst kademeleriyle birtakım yetki uyuşmazlığı oldu. Önceden ben bunu incelemiştim ve  seçim döneminde anlatıyordum. Gıda Bankası kurduk.  Karadeniz’de ilk Türkiye’de aktif olarak çalışabilen birkaç gıda bankasından bir tanesi. Aşağı yukarı bir buçuk yıldır binin üzerinde ailenin tüm ihtiyaçlarını  bir eve lazım olan tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Atakum Belediyesi’nin bütçesinden ciddi bir kaynak aktarmıyoruz, dayanışma ile yardımlaşma ile gidiyor. Orası hem yardım yapmak isteyen katkı vermek isteyen yurttaşlarımız tarafından gidiliyor soruluyor sorgulanıyor, denetleniyor. Yardım yapmadan önce gidiyor Atakumlular Samsunlular ‘Burası nasıl işliyor,  kime yardım yapıyorsunuz hangi ilkeleriniz var buradaki sistemi nasıl kurdunuz,  gelen bağışı nereye yazıyorsunuz, nerede saklıyorsunuz, gideni hangi sistemden nasıl düşüyorsunuz’ tümüne kadar denetliyorlar kafalarına yatınca gidip yardımda bulunuyorlar. Gıda Bankası’na yapılan yardım vergi matrahından da düşülüyor, yeri gelmişken sizin aracılığınızla bir çağrı daha yapayım Samsunlulara ve sevgili hemşehrilerimize Atakum’da çok sayıda buna benzer ihtiyaçlarını karşılayamayan aileler var; o nedenle Gıda Banklası faaliyetlerine devam ediyor. Gıda Bankası’na desteğe ve yardıma Tüm Samsuluları tüm Atakumluları bundan önce olduğu gibi devam etmeye davet ediyorum ve çağırıyorum. Yapılan yardımlar ihtiyaç olan ailelere hakkıyla doğru bir biçimde ulaştırılıyor.  Uluslararası yardım şirket ve dernekleri  ile kuruluşları ile iş birliğimiz var.  Büyük marketlerle işbirliğimiz var, Karadeniz’deki tüm büyük marketlerle iş birliğimiz var. Marketlerin son kullanma tarihi bitmiş olan yiyeceklerin ve diğer ev ihtiyaçlarını takip edebiliyoruz gidip alıyoruz. İhtiyaç sahibi ailelere dağıtıyoruz.”

“TARIMA DESTEK VERİYORUZ”

Atakum Belediyesi’nin kırsal alandaki çalışmalarıyla da ilgili bilgi veren Başkan Deveci, “Geldiğimiz ilk günden bu tarafa tarıma destek veriyoruz. Karadeniz’de ilk Türkiye’nin başka yerlerinde uygulamalar var Karadeniz’de ilk Tohum Bankası kurduk. Ata tohumuna dönmeye çalışıyoruz. Ata tohumla yani bu toprakların tohumuyla çiftçimizi buluşturmaya çalıyoruz. Örnek ekim alanları oluşturduk orada çoğaltmaya çalışıyoruz, çiftçilerimize dağıtıyoruz onlar da kendi tarlalarında ekiyorlar. Tohum takas bankası oluşturdular. Kadınlarımızın çeyiz sandığından atalık tohumu çıkıyor. Böyle bir kültürün devamıyız, böyle bir kültürümüz var bizim. Bu gelenekleri yaşatan komşularımız var. Seçim döneminde de ben tarımın ve tarımda istihdamın önemli olduğunu anlatıyordum. Belediye başkanı olduktan sonra da onu hızlandırdık. Belediye de ilk kez Kırsal Hizmetler Müdürlüğü oluşturduk. İçinde veterinerler, ziraat mühendisleri var. Köyde bilimsel ve akademik çiftçilik yapmaya yönelik eğitimler veriyoruz, tohumlarını ata tohumu olarak yeniliyoruz, geliştiriyoruz. Bir örnek projemiz daha var onun da altını çizmek istiyorum. Türkiye’de bu dayanışma kültürünü artık geliştirsin istiyorum. Samsun'da bir sivil toplum örgütümüz ile birlikte elli adet, yirmi beş çift  Jersey Düve satın aldık. Her biri tohumlandı. Bir çiftlikte hamilelikleri üç beş ay olsun diye bekliyoruz. Aralık ayı gibi daha çok gelir düzeyi düşük kadın çiftçilerimize kocası şehit olmuş,  ailesinde engelli olan  kadın çiftçilerimizi tespit ettik onlara vereceğiz. Daha sonra doğum olup dişi düveyi komşusuna  zincirleme verip gideceğiz. Yani tarım konusunda bir farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Bir cümlenin daha altını çizmek istiyorum bunu siz de bilin Türkiye’de başka bir örneği yok. Vezirköprü’den Terme’ye kadar Samsun’da dokuz sulama barajı var.  Samsun’un sulanmayan bir karış toprağı yok.  Samsun bu özellikleri ile planlı programlı tarıma yönelse  tarım doğru yönlendirilirse Türkiye’yi tek başına besleyebilir. Konyası, Çukurovası dışında.  Atakum Belediyesi  bir ilçe belediyesi olmasına rağmen bu konuyu her gittiğim yerde seslendiriyorum ve farkındalık oluşturmaya çalışıyorum” sözlerini kaydetti. 

“ÖRGÜTLÜ ALACAKLILAR VAR”

Belediye Meclisi’nden borçlanma yetkisi aldığını söyleyen Başkan Deveci, ‘Ben belediye başkanı oldum seçmene taahhüt ettim, şu projelerim var diye değil’ Yarım kalan benden önceki belediye başkanlarının başlayıp yarım bıraktıkları projelerin tamamlanması ve sadece yol için. İki alanda hizmet etmek üzere proje karşılığı kredi talep ettim. Meclisten bir kredi talebinde daha bulundum. Belediyenin esnafa olan borcunun ödenmesi için.  Belediye onları ödeyemiyor. Pandemi çıktı. Türkiye’de ekonomik sıkıntı var. 500 bin lira borcumuzun olduğu hemşehrimiz alacaklıya ayda 15-20 bin lira ödeyebiliyoruz. Öyle bitmiyor. Bunu ‘Ben han hamam yaptırmayacağım, ben benden önceki belediyelerin esnafa olan borcunu ödemek istiyorum’ dedim. Meclisten karar çıkardım, meclisten çıkardığım kararları ticaret odalarına esnaf odasına ilettim. Benim borcum sizin üyelerinize bana destek olun, bu borcu devlete devredelim. Ne demek o? İller Bankası bana kredi versin  ben de vatandaşın  borcunu ödeyeyim. Daha sonraki hizmetlerimi param kadar yaparım. Siyasi olarak gider kendimi anlatırım. Beğendiririm, beğendirmem o ayrı bir şey ama bu süreçte bir belediye bir kamu kuruluşu özellikle belediye, komşusuna bir gün borçlu iki gün borçlu iki yıl, üç yıl borçlu olamaz. Olmadı. Oradan çok fazla bir destek olmadı. Bir de bu Seyir Tesisi’nde olduğu gibi  örgütlü alacaklılar var. Bu cümleyi bilerek kullanıyorum. Başını da bu Seyir Tesisi’ni ve ondan önce de basına düşen bir grup gayrimenkulümüzü sattıran evet alacaklı, önceden de birikmiş alacağı var beş altı ay da bizimle çalıştı, biz de ödeyemedik yani zamanında ödeyemedik alacaklı ama alacaklının alacağını alması için bir gayret göstermesi gerekir. Bunlar onu yapmadığı gibi hiçbir telefonumuza çıkmadılar. Hiçbir diyaloğumuza çıkmadılar. Avukatlarına ulaştık. Tamam görüşelim dendi. Daha dönüş olmadı. Tüm taşınmazlarımız kitlendi. İlk günden itibaren. Zaten ben göreve başladığım ikinci gün hem belediyenin hem şirketin hesapları haczedilmişti, biliyorsunuz, tüm Türkiye duymuştu. İkinci gün sandalyesi, masası, üçüncü gün belediyenin çay ocağı haczedilmişti. Soruyorum size gazetecisiniz halkın arasındasınız, aile de geçindiriyorsunuz.  Kamudan, yerel yönetimden alacaklı birisi belediye başkanı oturduğu ilk gün belediyenin, şirketin hesaplarının haczettirip o şirketi kredibilitesini  bitirebilir mi, gerçek alacaklı birisi bunu yapar mı? Bunların hepsi sizin gözünüzün önünde oldu. Ben gerektiği yerde konuştum, serzenişte bulundum gerekli yerlerde Türkiye’yi ve Atakumluları desteğe sizin aracılığınızla, kendi olanaklarımızla  çağırdım ama Atakum’da gizli saklı bir şey yok. Adayken de söylemiştim. Adayken o seçimde harcayacağım kaynakları söylemiştim. Seçimden sonra da söyledim. Mal varlığımı da açıkladım. Onlara ilaveten bir şey daha söylemiştim. Ben iyi bir belediye başkanı olmayabilirim. Başarılı bir yöneticilik yapamayabilirim ama çocuklarımın, ailemin ve bana güvenenlerin yere bakacağı bir davranış içinde asla olmam. Buyrun, bir cümle olumsuz bir şey getirin burada bırakayım. Sizin aracığınızla tüm Türkiye’ye söylüyorum. Her fırsatta da söylüyorum” ifadelerini kullandı.

“BİZ İHALEYE ÇIKTIK, OLMADI”

İcra yoluyla satışı gerçekleştirilen ve belediye hizmet alanlarından biri olan Seyir Tesisi ile ilgili de açıklamalarda bulunan Başkan Deveci, “Sadece Seyir Tesisimiz değil diğer taşınmazlarımız da icra marifetiyle satıldı. Öncelikli alacaklı Seyir Tesis’ni sattıran şirket yaklaşık  11-12 milyon TL civarında  bu şirkete borç ödedik. Sanıyorum 5-6 milyon kadar bir alacağı kaldı. Bu tesiste bunu ödeyebilirdik.  2019’unun onuncu ayından itbaren burası da hacizdi. Şu an bu toplantıyı yaptığımız bina da hacizli. Daha başka kamu alanlarımız da hacizdi.  Bu Seyir Tesisi ile ilgili iki buçuk yıldır hukuk mücadelesi veriyoruz. Seyir Tesisi belediye personeli yemekhanesi olarak kullanıyor. Seyir Tesisi’nin mutfağı benden önceki belediye başkanları ve Atakum’da Samsun’da adet olduğu üzere, cenazelerde yemek yardımlarında komşuluk hukuku, komşuluk dayanışması yapıyoruz, o tesiste üretiliyor  ve gönderiliyor. Pandemi döneminde yaklaşık 7-7 bin 500 aileye yemek götürdük. Yemeğini yapamayan, hasta olmuş, yaşlı kişilere ulaştık. Orası belediye hizmet alanı. Üçüncüsü, orada aşçılık meslek edindirme kurslarımız var. Bunları mahkemeye anlattık. Belediye Yasası’nın İcra Kanunu’nda Kamu hizmet alanı tanımı var. Eğer bu saydıklarım, ben hukukçuyum Samsun adliyesinde tüm hakimlerden  daha deneyimli hukukçulardan bir tanesiyim. Samsun Adliyesi’nde benim birkaç tane sınıf arkadaşım var, bu bilgilerle konuşuyorum. Bir kamu hizmet alanı bu hizmetlerle tanımlanmazsa neyle tanımlanır? Orası İcra Mahkemesinin kararıyla sadece İcra Mahkemesi’nin değil İstinaf Mahkemesine gittik talebimizi reddetti. Yargıtay’a gittik, talebimiz reddetti. Yani Yargıtay, yargı yolu tüketerek satılıyor. İcra Mahkemesi’nin denetiminde İcra Dairesi tarafından satılıyor. İcrayla satış biçimi kanunda tanımlanmış. O kanundaki kurallara uyarak satıyorlar. Biz satış gününden önce burası belediye hizmet alanıymış. Bu anlattığımız süreçte amacımıza ulaşamayınca, satışı engelleyemeyince orada bir plan değişikliği yaptık. Orayı ticaret alanına çevirdik. Niye? Değerini artırabilmek için. Ve kendimiz belediye usulüne uygun  bir değer yaklaşık maliyet tespiti yaptık ve biz ihaleye çıktık. Yani ihale ile biz satalım. Bizim satmamız ne anlama geliyor? Yaklaşık maliyetinin üzerinde artıran olursa satılabiliyor. Yani mülk değerince satılıyor. Hiç olmazsa onu yapalım. ‘Mahkeme böyle bir karar verdi; yargı süreci tükendi. Hiç olmazsa değerince satabilelim’ dedik. Bu noktada kendi olanaklarımızla, kendi çevremizle böyle bir durum var hatta ben o bölgeye Belediye Meclisi’nde içki ruhsatı çıkarmıştım. Bu şekliyle açılırsa oraya ruhsat da veririm diye de buna benzer mekanlarda beyanda da bulundum iki kere. Laf olsun diye çıkmadık  tabii ki, iyi kötü de bir destek de almıştık, ilgilenenler olduğu için çıkmıştık onların dedikleri tarihlerde encümenden karar aldık, açık ihaleye çıktık. İkisinde de girerim ederim deyip arayıp inceleyenler girmediler.  On gün önce bir daha yaptık. Hatta Samsunlu Atakumlu bir emlakçı İstanbul’dan bir yatırımcı da bulduğunu söylemişti. Geldiler, incelediler biz giriyoruz dediler ve onların isteğiyle biz ihaleye çıkmıştık bu icra satışından önce, o da olmadı. Bu icra marifetiyle satıldı. İcra marifetiyle satılmasında şeklen usulen bu anlattığım hukuk zemininde bir sorun yok. Şimdi avukat arkadaşlarımız inceliyorlar. Bu satış sürecinde hukuki eksikliği  var mı, bizim itiraz noktamız var mı diye.  Yasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Bundan hiç kimsenin tereddüttü olmasın” diye konuştu.

“KAMU BİNASI NEDEN İCRAYLA SATILIR?”

İhaleye tek kişinin girdiğini söyleyen Başkan Deveci, “Tek kişi girince yarıdan bir fazla artırınca alabiliyor. Bir kısım  gazetecilerin değerlendirmelerini iki üç gündür izledim, okuyorum. Sizin ilginizi çeken bölümü: Bu ihaleye giren tek kişi Boyabatlı. Size daha net bir bilgi daha vereyim. Ailesi ya  ana  tarafından ya baba tarafından bizim köylümüz. Bu arkadaş tek başına giriyor ve bizim tespit ettiğimiz maliyetin yarı bedeliyle alıyor. Benim böyle bir bağım da var. Atakum Belediyesi burada kimlerle ilişki kurdu biliyorum. Arayıp bana sormadı ‘Ben bu ihaleye gireceğim’ demedi. Demiş olsa ne yapardım? Demiş olsa teşvik ederdim. ‘Gel, gir’ derdim. Çünkü o konuda da gayret gösterdik. Bu bölgenin insanlarına ‘ikiniz üçünüz bir araya gelin alın çok ucuza gitmesin, belediye zarar etmesin. Siz de değerlendirebilir, kar elde edebilirsiniz doğru yatırım olabilir’ diye kendi çevremizi de davet ettiğimiz, ilgisini çekmeye çalıştığımız ben ya da çevresi olan arkadaşlarımız epey yönlendirdik. Olmadı, böyle oldu ama bu şu değil. Burada gazetecilerin ve kamuoyunun ilgisinin çekilmesi gereken bir yer var. Kamu binası neden icra marifetiyle satılır? Devlet kendisine bağlı bir birimin mülkiyetini kamuya hizmet veren bir biriminin mülkiyetini niye icra marifetiyle sattırır? Devlet bu hale niye düştü? İki, 35 yıllık avukat kimliği ile söylüyorum; ama hiç icra işi yapmadım. İcra hukuku bilgim yok onun için avukatım yanımda. Borçlu zaten icraya düşmekle yarı yarıya kaybetmiş oluyor. Borçlunun malını icra kanunu, icra dairesi marifetiyle yarı bedelle devlet niye satılmasına izin verir ve borçluyu sokağa çıkamaz, ayağa kalkamaz hale getirir? Borçlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil mi? Bu soruları yeri geldi ben otuz beş yıllık hukukçu kimliğim ile soruyorum. Bir yerel yönetici kimliğim ile sizin aracılığınızla çığlığımı alabildiğince bağırıyorum. Türkiye duysun artık. Borçlu evet, eğer kumarda yememişse çoluğunun  çocuğunun suçu ne? Niye malını yarı bedelde sattırıyorsunuz? Niye bir çözüm üretmiyor Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu. Bu İcra Kanunu bugünün kanunu değil yıllardır böyle gidiyor bu. Bir kamu binasının bu şekilde satıldığına ben son elli yıldır tanık değilim. Yeni başladı ve Atakum’da başladı. Bu da size bir şeyler anlatmalı sanıyorum. Bundan şunu çıkaran arkadaşlarımız bence gazetecilik yapmıyorlar. Cemil Deveci’den bu çıkmaz arkadaşlar onu başka yerden arayın. Atakum’da sokağa çıkmaması gereken ar damarı çatlamış adamlar, çıkıyorlar nutuk atıyorlar. ‘Benim borcum değil onun borcu’ diyorlar. Hadi canım sen de, siz de yazıyorsunuz. Ben geldiğimden bu tarafa 200 milyon borç mu yaptım? Bana destek olacak kurumlar iki buçuk yıldır telefonlarıma çıkmıyorlar. Bana mı ceza veriyorlar, ben zaten kaderime razı olmuşum. Ben Türkiye’nin Samsun’un en iyi avukatlarından bir tanesiydim. Geldim buraya ne olacaksa razıyım, ben bu bedeli çekmeye razıyım. Ben burada güllük gülistanlık bir belediye beklemiyordum. Siyasetin bu kadar ar damarının çatladığından haberim, bilgim  yoktu; birisi anlatsa da inanmazdım. Bilgim yoktu derken bu doğru değil. Ben kimseye böyle bir davranışta bulunmadım. Bana da yapılmasını içime sindiremiyorum. Bana yapılmıyor zaten bu. Ben öyle seçim hesabı yapmıyorum. Ben seçim döneminde de ‘Ben senin oğlunu, kızını işe alacağım arsana üç kat fazla vereceğim diyerek seçilmedim. Projelerimi anlattım ‘Atakum kötü yönetildi, Atakum’u kaptırdınız , bana da aynı şeyi yapacaksanız oyunuzu istemiyorum’ dedim. İki eliniz iki yakam olsun demenin anlamı odur. Sorun, sorgulayın takip edin. Sizin vergilerinizi nerede nasıl harcıyorum izleyin dedim. Öyle seçildim ben. Öyle gidiyorum. O nedenle bu icrayla sattıran arkadaşa bir bakın. Ne zamandan beri Atakum Belediyesi’nde faaliyet yürütüyor, Atakum Belediyesi’nden ilk ihaleyi aldığı zaman gücü neymiş, şimdi nerelere çıkmış. Siyasetin, devletin neresinde, hangi güçle meydan okuyor Atakumlulara, bize bunu yapıyor. Açın bakın okuyun. Herkesin görebileceği noktada. Benim bu toplantıyı öne almamın nedenlerinden birisi Samsun’un, Atatürk’ün kentinin basını buna alet olmasın arkadaşlar. Cemil Deveci’den usulsüzlük, hırsızlık çıkmaz. Tespit edebiliyorsanız, bulabiliyorsanız ne olur sorun. Eğer boynumu yere eğiyorsam sonuna kadar yazın. Kimsenin bir yerden bilgi almasına engel olmadım. Atakum Belediyesi’nde gizli saklı bir şey zaten yok. Daha ben imzalamadan benim alacağım kararı herkes biliyor. Atakum Belediyesi böyle yönetiliyor. Kamu kurumu ciddiyeti başka bir şeydir ama Atakum Belediyesi şeffaf. Zaten kurum olarak onu oluşturmaya çalışıyorum. Saklayacak bir durumum da yok. Mesela encümende iktidar partisi üyesi seçtiler arkadaşlarımız, hiçbir itirazım yok. Encümenden bir tane muhalefet şerhi çıkmadı. Belediyeyi birlikte yönetiyoruz. Seyir Tesisiyle ilgili ciddi bir hukuk mücadelesi verilmiştir. Kamu yararı sağlansın, kamu zarar görmesin diye her yol denenmiştir. Devletin bir başka birimi, kararına uymak zorunda olduğumuz mahkemeleri böyle bir karar vermiştir ve satılmıştır. Mesela bir önceki belediye başkanının da burasıyla ilgili bir değerlendirmesi var. Oranın yapılmasına itiraz etmek gerekirdi. Orası bir kamu yatırımının yapılacağı yer değil. Seyir tesisi, önünde 30-35 katlı binalar var , duvarlara bakıyoruz. Yolu yok, bulvara çıkışı yok. Yapılmış ama meclis itiraz etmemiş, etse de çoğunluğu yetmemiş, Atakumlular sesini yükseltememiş. Bir itirazım yok ama geldiğimiz nokta burası. Bir önceki belediye başkanının anlattıklarının hiçbiri doğru değil. Doğru değil dediğim cümleleri bilgisizlikten kurduğunu asla sanmıyorum. Benim bilip de onun bilmediği Atakum Belediyesi’nde yapılan hiçbir şey yok. Tümüyle gerçek dışı, bende ‘Yalan konuşuyor’ demek gibi bir üslup yok, o kelimeleri kimse için kullanmıyorum. Şimdi arkadaşlarımız inceliyor, belki itiraz edeceğiz. İtiraz mercileri bir daha denetleyecekler. Ama usulüne uygun yaptığı iddiasında bulunan devletin icra dairesi, icra mahkemesi burayı Atakum Belediyesi’nin kamu hizmeti verdiği iddia ettiği birimi sattı. Gerçek ifadesi budur” ifadelerini kullandı.                               

“KAMU KAYNAKLARI İSRAF EDİLİYOR”

Atakum’un ilçe olduğunda 7 belediyenin birleştiğini hatırlatan Başkan Deveci, “7 belediyenin hizmet binası, arsası, kendince personeli vardı. Belki borcu da vardı ama mal varlığı da vardı. Mevcut hizmet binası dışında, birleşen belediyelerin tüm mülkleri satıldı. Arkadaşlarıma şu an hesap yaptırıyorum. 500 eksik, 500 fazla aşağı yukarı 1 katrilyonluk mülk sattı Atakum. Son 11-12 yılda satılan 1 katrilyonluk mülk doğru, faydalı, parka, yola veya başka bir yerlere harcanmış olsaydı bana çivi çakacak yer kalmazdı. Bu sadece Atakum için değil, kamu kaynakları bizim gözümüzün önünde israf ediliyor. Birinin bunu cesaretle söylemesi gerekiyor, ben söylüyorum artık. Daha evvel, geçmişle kavga etmeyeyim, ben önüme bakayım, devlette devamlılık vardır, borç ödenir, ben de borç yapabilirim gibi bir mantıkla gidiyordum. Onun bir karşılığı olmadı. Gerçek alacaklı daha ilk günden 1.5 milyonluk alacağı olan birisi belediyenin şirketini batıracak hamle yapar mı ya? Kim verdi sana bu talimatı, o parayı nereden kazanacaksın? Bu soruyu sormak hep benim mi aklıma gelecek? Vergi ödeyen Atakumluların aklına gelmeyecek mi? Ben biraz empati kurulmasını istiyorum. Ben savunulacak bir şeyin içerisine girmem, zaten bir hata yapmışsam bırakıp giderim. İlk günden bu yana söylüyorum. Atakum’un, vergi ödeyenlerin desteğe, bilgilenmeye ihtiyacı var. Bunları söylemek durumundayım, zamanı geldi artık söylüyorum. Bir alacaklı, aşağı yukarı 12-13 milyon TL alacağı birikti, kredi limitimizin açılmasına, arsamızın değerlendirilmesine, bir diyaloğa açık olmaz mı? Seninle hiçbir şeyimiz olmadı, ihale yeniden açık ihaleye girme diyen olmadı, teklif vermedin, hiç gelip merhaba demedin, adam yerine koymadın… Alacağını bugüne dek istememişsen şimdi neden iki ayağımızı bir pabuca sokuyorsun, bize ödeme fırsatı ver. Sadece buna mı? Yeni temizlik firması var, ona da borcumuz var. Şunu söylemeye çalışıyorum, işler çok öyle denildiği gibi değil. Bu sorunun cevabı ‘Cemil Deveci bilmiyor muydu kardeşim?’ değil. Biliyordum tabii. Her gittiğinde borç veren devlet bana neden vermiyor? Gelsin, bana kredi versin borcumu ödüyor muyum ödemiyor muyum, saray mı yaptırıyorum hamam mı yaptırıyorum denetlesin. Devletin görevi bu değil mi? Bunu istiyorum. Meclis’ten bu gerekçelerle karar çıkarttım ben. Yani bir sıkıntı var, Cemil Deveci’nin bir sorunu var. Ben bu sıkıntıların bir bölümünü de şundan yaşıyorum. Seyir Tesisi yeni satılıyor, zaten bu sene de açmadık 60-70 kişi oradan, Yalı Cafe 1.5 yıl önce yıkıldı. Aşağı yukarı 100 kişi de orada çalışıyor. Bunların iş akdini fesh etmedik arkadaşlar. Ekmekleriyle oynamadık. Gece uyumadım ama yapmadık, belediyeden çalışan çıkarmadık. Zaten işsizlik var. Şunu yapabilirdim, çıkarırdım almazdım; benden öncekilerin yaptıklarını yapardım. Ama yapmadım. ‘Bu dönem, komşuluk hukukunun kurulması, insanların derdine ortak olmak gerekiyor, böyle bir dönem’ dedim. Siyasetçi olarak bedelini ödemeye razıyım anlatabilirsem kendimi anlatırım, anlatamazsam bir daha seçmezler ama vicdanım rahat olsun gibi bir yol seçtim. Bir de KHK’lı çalışanların maaş zamları memurlara göre yüzde 3-4 artıyordu. Bu sene toplu sözleşme yapıldı. Yaklaşık yüzde 28-29 civarında artış oldu. Ondan önce asgari ücret artışı da düşünülünce bizim personel giderimiz aylık 3.5 milyon TL’ye yakın artış sağladı. Kaynakların üzerine gidemiyoruz. 30-35 milyon TL alacağımız var. Bu mayıs ayının ilk 10 günü sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Mayıs ayı da bizim vergi toplama ayımız. Yılda iki kez toplanıyor. 10 gün insanlar sokağa çıkamadılar, geri kalan 20 günde de yapılandırma kararı çıktı, ilk taksit de ekim ayının sonunda dendi. O süreçte kimse bir kuruş para ödemedi. Yaklaşık yüzde 30’u yapılandırmaya başvurmuş. Arkadaşlar, Atakum’dan bahsediyorum. Üstelik emlak vergisi, çok büyük rakamlar değil. En yükseği 5-10 bin TL arasında. Yüzde 70’i ödeyemiyor. Böyle bir süreçten hep birlikte geçiyoruz. Süreç böyleyken, bu muhalefet partili köşeye sıkıştırayım, nemalanayım demek ne insani ne de ahlaki. Hukuki zaten değil. Birinin Atakumlular adına bir çığlık atması lazım. Sizin aracılığınızla ben de onu yapıyorum. Ortak olursunuz olmazsınız ama Atakum’da yüreğinde insan sevgisi olan ve bununla çırpınan Atakum Belediye Başkanı’nın çığlığıdır. Tüm Türkiye duysun” diye konuştu.

“KAN BAĞIMIZ YOK”

Seyir Tesisi’ni alan kişi ile kan bağı olup olmadığına dair soruyu cevaplayan Başkan Deveci, “Kan bağımız yok. Beni aramadı. İhaleye gireceğim demedi. Eğer ‘Ben bu ihaleye girmek istiyorum’ deseydi, ‘Gir’ derdim. ‘Çünkü ihale ile satılıyor, oraya çok insanın girmesi için teşvik ediyoruz. Hiç olmazsa pazarlık unsuru olur, oradan kamu kazanır’ derdim. Demedi. Satış gerçekleştikten sonra ilk önce kimin aldığını öğrenemedik, satış fiyatını öğrendik. Ertesi gün basında yer alınca araştırdık. Boyabatlı, ya annesi ya da babası bizim köylü. Kan bağımız yok” dedi.

VEDAT TÜRKALİ EĞİTİM KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ DE YARGIDA

Vedat Türkali Eğitim Kültür ve Sanat Merkezi’nin de Seyir Tesisi’nin geçtiği süreçten geçtiğini söyleyen Başkan Deveci, “1.5 yıldır Belediye Meclis toplatılarını burada yapıyoruz. Nikah memurlarımız burada. Aşağıda kütüphane vardı, yeni taşındılar. Halk Eğitim Merkezi ile ortak yaptığımız kurslar burada gerçekleşiyor. Burası bir kamu kuruluşu, belediye nikah yapmaz da ne iş yapar? Belediye kurulduğundan bu yana nikah işlemi yapar. Geçende müdürlerle bir toplantı yapıyoruz, kapı açıldı. ‘Kim?’ dedim, ‘Hakim’ dediler. ‘Hayırdır?’ dedim. Değer tespiti yapmaya geldiler dediler. Yarın öbür gün duruşması var mahkeme ya satışına karar verecek ya da burası kamu kurumudur deyip icra takibini reddedecek” diye konuştu.

“ANAYASA MAHKEMESİ’NE KADAR TAŞIYABİLİRİZ”

Avukatların Seyir Tesisi’nin satışıyla ilgili hukuki durumu ilk gününden itibaren incelediğini söyleyen Başkan Deveci, “İcrada usul çok önemli. Kurallara uyulup uyulmadığı denetleniyor. Bunları bir paket yapıp önümüzdeki süreçte belki Anayasa Mahkemesi’ne götürebilmek ve bir hukuk yolu açabilmek için tüm yasal yolların tüketilmesi kararı verebiliriz. Neden verebiliriz diyorum, yargı sürecinin her birinin ayrı ayrı maliyeti var. Yani avukatlık ücreti, yargı harcı falan değil. Bazı olumsuz kararlarda tazminata da mahkum edebiliyor belediye. Arkadaşlarımız çalışıyor, göze alacağız. Belki bunu Türkiye’nin her yerine alışılagelmiş uygulamalara meydan vermemek için yasal süreci Anayasa Mahkemesi’ne kadar taşıyıp, sürdürebiliriz” ifadelerini kullandı.